YOZGAT İLİNE AİT GENEL BİLGİLER

İlçe Sayısı

Bld. Sayısı

Köy Sayısı

Yüzölçümü

Nüfus

14
65
576
14.123    km²
453.211

Yozgat'ın da içinde bulunduğu Kızılırmak yayının iç tarafında kalan bölge, eski çağlardan beri önemli medeniyetlere beşiklik yapmıştır. Bölge, ilk çağlardan itibaren sırasıyla Hitit İmparatorluğu'na merkezlik etmiş, ar­dından Frigya ve Pers hakimiyetini tanınmış, bir ara Roma eyâleti olmuş, He­lenistik devirde ise Or­­ta Anadolu'da etkin olan Galatlar'ın eline geçmiş, daha sonra Bizans'ın haki­mi­yeti altına girmiştir. Bizans devrinde bu bölge idarî olarak “Charsionon eyâ­leti”ne dahildi

Eski medeniyetlerin, günümüze kadar gelebilen bir takım izlerine böl­gede rastlamaktayız. Alişar, Kuşhisar, Kazankaya Çengeltepe ve Mercimektepe gibi Hitit yerleşim bölgelerinden başka; Büyük Nefes Köyün­deki Tavium harabeleri ve Küçük Nefes Köyündeki Galat ile Sarıkaya çevre­sindeki Roma yerleşim yer­le­rinin harabeleri, bunlardan keşfedilen bazılarıdır.

1927 yılından beri yerli ve yabancı arkeologlarca, yukarıda zikredilen höyük ve harabelerde yapılan kazı ve araştırmalar neticesinde, bölgede bir çok kültür tabakasının varlığı ortaya çıkarılmıştır. Bu bulgular sonucu, böl­genin yer­le­şim tarihinin MÖ. 3000 yıllarına, yani ilk Tunç Çağı'na kadar uzandığı tespit edilmiştir.

Bölgede Hititlerin hakimiyeti, MÖ. 2000'lere dayanır. 1200'lerden itiba­ren Frigler; VI. ve IV. yüzyıllar arasında da Kimmerler hakimiyet kurmuşlar­dır. Kısa bir müddet Lidyalıların eline de geçen bölge, daha sonra Persler ve Galatların ha­ki­miyet sahalarına dahil olmuştur. MÖ. 585'te Med Kralı Kiyaksar, Lidya Kralı Alyat ile yaptığı savaştan sonra Kızılır­mak, iki devlet arasında sınır ol­muştu. Daha sonra İran'da Medlerin yerine hakimiyeti ele alan Persler'in meş­hur hükümdarı Kiros tarafından Lidya orta­dan kaldırılınca, bütün Anadolu gibi bölge de Pers hakimiyetine girmiş­tir.

MÖ. IV. Asırda Makedonya hükümdarı Büyük İskender, İran'ı yenip Anadolu'yu da ele geçirmişse de daha mühim işlerle meşgul olduğundan do­layı Yozgat bölgesinin içinde bulunduğu Kapadokya ile fazla ilgilenme­miş ve kesin bir hakimiyet tesis etmemiştir. İskender'in ölümünden sonra (MÖ. 232) başlayan mücadele ve karışıklık neticesi kurulan krallıklar dev­rinde, bölgeye bir süre istik­rarsızlık hakim oldu. Bu dönemde bölge ço­ğunlukla Kapadokyalı Aryat ailesinin elinde kaldı.

MÖ. 278-277 yıllarında Balkanlardan Anadolu'ya gelen Galatlar bir müd­det Batı ve Orta Anadolu'ya yaptıkları yağma ve akınlarla dehşet saç­tıktan sonra İçanadolu'ya yerleştiler. Sakarya ile Kızılırmak arasında ve o zamanlar Ga­lat­ya adı verilen bölgeye üç grup olarak yerleşmişlerdi. Bunlar­dan To­lis­to­ages'ler, Gor­dion yöresinde; Tektosages'ler Ankara bölgesinde; Trokmes'ler ise Ta­vion çev­resinde yurt tuttular. Galatların bir bölümünün başkenti olan Tavium şehri bugünkü Büyüknefes Köyünün kurulduğu yer olarak kabul edilmektedir.

MÖ. II. asırda başlayan Roma'nın Anadolu hakimiyeti, sürekli genişleye­rek devam etmiş ve Miladın ilk yıllarından itibaren Orta Ana­dolu'nun da dahil olduğu bütün Anadolu toprakları, Roma hakimiyetine girmiştir. M.S. 395 yılında Roma imparatorluğu'nun Doğu Roma ve Batı Roma olarak ikiye ay­rıl­ma­sından sonra bölge, Doğu Roma (Bizans) İmpara­torluğu sınırları içe­risinde kalmıştır. Bu ta­rihten itibaren Türk hakimiyetine girmesine kadar geçen süreç içerisinde bölge, İslâm'dan önce Bizanslılarla İranlılar; İslâm'dan son­ra ise Bi­zans'ın, Emevîler ve Abbasîlerle uzun süren savaş ve çekişmelerine sahne ol­muş­tur. Bütün bunlara rağmen bölge, ge­nellikle Bizans hakimiyetinde kalmıştır.

Ana hatlarıyla göstermeye çalıştığımız gibi, Yozgat'ın içinde bulun­duğu topraklar, ilk çağlarda yoğun olarak bir iskân merkezi olmasına, önemli siyasî güçlere merkezlik yapmasına ve dolayısıyla mühim ticari yolların güzergâhında bulunmasına rağmen, Roma ve Bizans döneminde bu özelliğini giderek kay­bet­ti­ği anlaşılmaktadır. Bunda arazinin tabii sa­vunma imkânlarından yok­sun olması nedeniyle, savaş ve karışıklık dö­nemlerinde savunulmasının güç­lüğü etkin ol­muş olmalıdır. Bizans'ın İslâmdan önce Sasanilerle girdiği uzun savaş dönemleri, daha sonra Emevî ve Abbasîler zamanında Müslümanlarla ya­pı­lan ve karşılıklı akınlarla mey­dana gelen sürekli bir savaş ortamı, bölgenin bo­şal­­masına se­bep olmuştur. Nitekim, Türklerin geldiği ilk yıllarda bölge, nüfus olarak hemen hemen boşalmış ve önemini kaybetmişti. Öyle ki şehir dene­bile­cek her hangi bir yerleşim yeri yoktu. (Kaynak: Orhan Sakin, Bozok Sancağı ve Yozgat, Ankara 2004)

1071 MALAZGİRT SAVAŞI'NDAN SONRAKİ DEVRE

  Bozok çevresinde Türk - İslam  izleri 1071 Malazgirt Savası'ndan sonra başlar. Tahrir Defterlerinden 24 Oğuz boyunun 21'inden değişik oranlardaki Türkmen boyları Anadolu'ya gelmiştir. Salur, Eymür ve Karkın'lılar Anadolu'nun iskanında birinci derecede rol oynamışlardır. Kayı'nın, Anadolu'nun fethi ve iskanında, Beydilli ve Bayındır boyları da Anadolu'ya yerleşmede önemli görevler yapmışlardır. Oğuzlar, göçtükleri yerlere her sosyal birimden insanların yanında, kültür unsarlarını da taşıdılar. Bozok bölgesi, önemli kervan ve ticaret yollarının geçtiği bir yerdi. Emirci Sultan'ın Osman Paşa Tekkesi bu yollardan biri üzerinde bulunuyordu. Zaviye, Kayseri ve Kırşehir'den Amasya'ya giden yol üzerindeki bir konak noktasıydı. Yasevi şeyhi Emirci Sultan'ın 1204'lerde Bozok'a gelerek, Keçikıran'a (Osmanpaşa) yerleşip irşada başladığı, bu bölgede 16. yüzyılda da "Osman Paşa Tekkesi" adıyla bir zaviye kurulduğu anlaşılmaktadır.  Salmanlı  ve  Danışman  köyleri,  Danişmend'liler zamanından kalma tarihi köylerdir. İlimizde Selçuklu'ların izleri 12. yüzyıldan itibaren görülür.   Bir  ara   Danigmendoğulları'nın hakimiyetine  giren bu bölge,  1175'den sonra Anadolu Selçukluları'nın eline geçmiştir. 1243 Kösedağ Savaşı'ndan sonra İlhanlılar'ın kontrolüne giren bölge Anadolu Selçuklu Beylikleri döneminde Eretna Beyliği'nin, 1381'den sonra da Kadı Burhaneddin Devletinin  eline geçti. 1398'de Kadı Burhanettin öldürülünce Yıldırım Beyazıd bu bölgeyi aynı tarihte Osmanlı Devleti sınırlarına kattı. Timur Han 1402 - 1403 senelerinde Yozgat ve çevresini ele geçirdi. Timur Han Anadolu'yu terk ederken, 1256'dan itibaren bu bölgeye yerleşen Karatatarlar'ı Türkistan'a götürmeye karar vere- rek 1404'de bölgenin boşalmasına neden olmuştur.

Osmanlı Dönemi: Yozgat şehrinin içinde bulunduğu, yani, Çorum ve Tokat'ın güne­yinde, Kı­zılırmak yayının içinde kalan bölge, Oğuzların Bozok koluna men­sup Türkmen­ler tarafından XV. yüzyıldan itibaren yurt tutulmuştu. Bölgenin tarihteki diğer adı olan Bozok ismi de bu­radan gelmektedi Yozgat şehri kurulmadan önce, konar-göçer evli Türk­­men­ler, bölgede yavaş yavaş yerleşik hayata geçmişler, köyler kurmuşlardır. Yoz­­gat şehri ise XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Bozok Sancağı mü­te­sel­lim­le­rin­den Çapanoğulları tarafından kurulup geliştirilmiştir.

Yoz­gat ismine daha XVI. yüzyıl Osmanlı kaynaklarında rastlamaktayız. İsminin ma­nası ko­nu­sunda, Ça­pan­­oğullarıyla bağlantılı bir çok rivayet varsa da bunların hiç birisi doğru de­ği­l­dir.

Bazılarının yanlış kanaatinin aksine, bölgeye Türkmenlerin yerleşmesinden önce Ermeni ve Rumlar gibi gayr-ı müslim nüfus, yok denecek kadar azdı. XIII. yüzyıldan itibaren gelip yerleş­miş olan Moğol oymakları yaşamaktaydı. Timur'un Anadolu ha­rekatı dönü­şün­de, bu Moğolları zorla beraberinde götürmesiyle boş ka­lan bölge, Dulkadırlı iline mensup olup, Halep-Uzunyayla arasında konar-göçer olarak yaşamakta olan Bozok Türkmenlerince dolduruldu.

XVI. yüzyılın ilk çeyreğinde kesin olarak Osmanlı idaresine giren bölge, sancak olarak teşkilatlandırılmıştır. Ancak, “Bozok Sancağı” adı veri­len bu idarî birim, önceleri, belirli bir coğrafyayı değil, bölgede konar-göçer halde yaşayan teşek­küllerin örgütlenmesini ifade etmekteydi. Sancakta köylerin kurulması tedricen gerçekleşmiştir. Konar-göçerlerin yerleşik ha­yata geçmeleri devlet tara­fın­dan da sürekli olarak teşvik edilmiştir. Bölge­nin iskânı ve köylerin oluş­turul­ma­sın­da, XVII. yüzyıldaki Celalî isyanlarının olumsuz tesirleri olmuş; iskân edilen çok sayıda köy terk edile­rek harap hale gelmiştir. Bu boş ve harap köy­lere XVIII. ve XIX. yüzyılda sürekli olarak konar göçerlerin iskân edildiklerini gör­mekteyiz.

Osmanlıda ayanların, Anadolu ve Rumeli vilâyetlerinde artan etkin­likleri ile birlikte, hakim oldukları bölgelerine yaptıkları katkı ve tesirlerini görmemiz açısından Çapanoğulları mühim bir örnek teşkil eder. Devletin merkezî otoritesinin iyice zayıfladığı, XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itiba­ren oldukça güç­lenen ayanların, hakim oldukları bölgelerinden toplayarak, devlet merkezine aktarmaları gerekirken el koydukları bir kısım vergi ge­lirlerini, yine bölgelerinin gelişimi için harcadıkları göz ardı edilemez. Bu açıdan da 1720'lerden 1813 yılına kadar bölgenin yönetimini elinde tutan Çapanoğulları belirgin bir örnektir. Bozok bölgesinin, Os­manlı döneminde en istikrarlı ve hatta müref­feh devrinin, Çapanoğullarının yönetimi ellerinde tuttukları dönem olduğu söyleyebiliriz. Nitekim Yozgat Sancağı, XIX. yüzyılın sonlarında dahi çevresindeki san­caklardan ekonomik olarak hiçte geri olmayan bir durumdaydı.

Çapanoğulları tara­fından kurulup ge­liştirilen Yozgat şehri ise, XIX. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı­lar tarafından güzelliği ve düzeni itibariyle takdir edilen bir görünümdedir.

XIX. yüzyılın ortalarına kadar sancak merkezi olan Yozgat, Tanzi­mat'tan sonra, Bozok, Ankara, Çorum, Kayseri, Kırşehir, Çankırı ve Kozan'ı da içine ala­cak şekilde geniş sınırlara sahip ve “Bozok Vilâyeti” adı verilen vilâyetin mer­kezi olmuştur. Daha sonra bazı düzenlemelerle bu Vilâyetin merkezi Anka­ra'ya taşın­mış, 1866 yılından itibaren adı da “Ankara Vilâ­yeti” olarak değiş­tiril­miş­tir. Bu tarihten itibaren Yozgat, Cumhuriyete kadar Ankara Vilâyetine bağlı bir san­cak olarak kalmıştır.

XIX. yüzyılın sonlarında, Osmanlıyı parçalayıp paylaşma plânları ya­pan devletlerin tahrikleriyle, ülke çapında patlak verip devleti uzun zaman uğraştıran Ermeni hadiseleri Yozgat'ı da etkilemiştir. Anadolu'ya dağılmış bir halde yaşayan Ermenilerin çoğunluğu, bölgeye Çapanoğulları zama­nında gelip yerleş­mişlerdir. Anadolu'nun diğer yerlerinde yaşayan Ermeni ve Rumların çoğunluğu gibi, Yozgat'taki Ermeniler de “Ermeni Kilisesine” tabi olmanın dışında, tama­men Türk kültürünü benimsemiş bir halde idiler. Fakat, son derece profesyonel çalış­­malarla, Ermeni halkın buldukları gayr-ı memnunların organize edilip, isyan ve terör eylemlerinin kaynağı haline getirildiği anlaşılmaktadır. (Kaynak: Orhan Sakin, Bozok Sancağı ve Yozgat, Ankara 2004)

Yozgat, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi arasında geçiş noktası oluşturmaktadır. Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yozgat, Anadolu Halk Edebiyatının zengin ürünlerini barındırmaktadır

İç Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri arasında bir geçiş alanı oluşturan Yozgat topraklarında zengin bir yaban hayatı vardır. Özellikle Merkez İlçe, Akdağmadeni, Karanlık Dere, Çekerek ve Çayıralan yöreleri kanatlı ve kanatsız av hayvanları bakımından oldukça zengindir. Yozgat' da İç Anadolu'nun karasal iklimi egemendir.

Mustafa Başbayraktar©2013