MARDİN İLİNE AİT GENEL BİLGİLER

İlçe Sayısı

Bld. Sayısı

Köy Sayısı

Yüzölçümü

Nüfus

9
31
585
8891        km²
773.026

Mardin isminin nasıl ortaya çıktığı hakkında çeşitli görüş ve rivayetler vardır. Bunlarla beraber kelimenin nasıl ortaya çıktığı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Bu konu üzerinde birçok bilim adamı çeşitli görüşler orta ya koymuştur.
1-A.Dupre ve J.Van Hammer Mardin'e Marde denildiğini bu marde adının eski Yunan coğrafyacılarının da kullandıklarını belirterek bu kelimenin orjininin “savaşçı bir kavim olan Marde”lerle ilgili olduğunu, Hammer 'e göre ise Mardelerin İran Hükümdarından Arşe (226-241) tarafından buraya yerleştirildiklerini anlatır.

2-Vakidiye göre Din adındaki bir İranlı zahidin Mar din'in bulunduğu dağın tepesine yerleştiği orada ibadetle zaman geçirdiği zamanla şöhretinin Hora san'a ve Doğunun diğer ülkelerine yayıldığını bir gün Heraklius tarafından gönderilen bir kumanda nın buraya gelerek zahitle önce dostluk kurup son rada onu öldürdüğünü bir kale inşa ettirdiğini, da ha sonra kızının da bunun karşısına bir kale yaptır dığını Din öldü manasına gelen Arapça “Mete- Din” den, Mardin kelimesinin türediğini ve bunun bir halk rivayeti olduğunu belirtir.

3-İran Hükümdarlarından birinin hasta oğlunun doktorların önerisi üzerine buraya hava değişimi için ge tirip yerleştirildiği, ondan ilham alarakta bu yere hasta şehzade verilerek Mardin denildiği söylenir.
4-Yakut'a göre Mardin kelimesinin Marid'ten geldiğini ve Marid'in kelimesinin çoğulu olduğu belirtilmekte dir. Evliya Çelebide Mardin'den bahsetmiştir. Ona göre burada bulunan bir eyderi Yunus Peygamber öldü rülmüş bu sebeple “Kuh-i Şahika” denilen Mardin'in bulunduğu dağda Kur-i Mar ve şehrede Mardin adı ve rilmiştir. Bu Evliya Çelebi'nin fantezilerinden başka bir şey değildir.
5-Süryaniler Mardin'in halk arasındaki telafuzunu Merdin olduğunu bununda Süryani dininde kale anlamı na gelen Mardo'nun çoğulu bildirerek bu havalide bulunan dört meşhur kaleyi sayarlar. Bunlardan ikisi de Mardin'in yakınında güneydoğusundaki Deyrülzafaran manastırının gerisindeki sırtlarda bulunan iki kaledir. Mardin kelimesiyle ilgili izah tarzlarının en mantıklısı bu olmaktadır. Mardin isminin doğuşuyla ilgili rivayet ler bunlardan ibarettir. Bunlarla beraber tarihte Mardin için birçok isim kullanılmıştır. Bunlar Erdabe, Tidu, Merdin, Merdö, Merdi, Merda, Kartal yuvası, Kuşlar yuvası ve Mardin'dir. Halk arasında hala Merdin olarak tabir edilmektedir.

Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin'de, farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, 5 han ve kervansaray mevcuttur.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Mezopotamya havzasında bulunan Mardin, güneyinde Suriye, doğusunda Şırnak ve Siirt, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman, Batısı Şanlıurfa ile çevrilidir. Mardin dağlarının, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin yörelerine sokulan yüksek kesimlerinde, Meşe ağaçlarından oluşan topluluklara rastlanır. İklim olarak Akdeniz iklimi ile karasal iklimin ortak özelliklerine sahiptir. Yazları çok sıcak ve kurak, kışları ise yağışlı ve soğuktur.

Tarihçe:

 Mardin'in ne zaman kimler tarafından kurulduğu bilinmiyorsa da kurulu eski doğu tarihine göre Sübariler zamanına kadar uzanmaktadır. M.Ö. 4500'de Kuzey Mezopotamya'da Zagros Dağlarına kadar. Batıda Ha- bur ve Balih'e kadar uzanan bölgede Sübarilerin Telhulef denen yeri kendilerine merkez yapıp tarihte ilk ül ke kurdukları biliniyor. Subariler tarihçiler tarafından ön Asuriler olarak bilinmekte olup ülkelerine Subaru de nilmektedir. Fırat Vadisinin doğusunda oturan bir kavim sınırın güneydoğusunu istila edip Ur şehrini kendi lerine başkent yapmışlardır. Hükmettikleri bölgeye de Sümer denilmiştir. Sümer Kralı M.Ö.2850 yıllarındaki Lugarzerkiz Akdeniz'e kadar uzandığı seferinde Mardin'in hüküm altına almıştır.

Şehircilik, tarım ve sulama alanında ileri bir se- viyeye ulaşan Sümer geniş fetihler sonucu güçleri ni kaybedince 30 yıl sonra Mardin'i Akadlar'a bırak mıştır. (M.Ö. 2820) Lugal Zagzigi başarılı bir yöne- timden sonra Akadlı büyük Sargon'a yenilmiş ve ül kesi Sümerlerin tarihi karanlık sayfalarına gömül- düğü Mardin'de bir Akad ili olduğu görülmüştür.
Yörede şöhreti olmayan Sargon Sümer Kralı Lugal Zagzigi'yi yenip onun tahttan indirince herke sin dikkatini çekmiştir. Sargon Suriye'yi Anadolu' nun Kuzey Mezopotamya kesimini İranın dağlık böl gelerini istila ederek topraklarını genişletmiştir.

Onun yerine geçen naramsin tam 37 yıl çok görkemli bir saltanat sürdü. Sargon sülalesine M.Ö.2230 yıl larında Kuzey ve Kuzeydoğudan gelen Gutiler son verdiler. Yalnız Lagaşın Ur-Baba ve Gudeyanın yönetimin de rahatladığı bilinmektedir. Uruklu Utu-Kegal, Gutiler'i ülkeden sürdüyse de yardımcısı Ur-Nammu bir dar be ile onu yönetimden uzaklaştırmıştır. 3.Ur sülalesini kurmuştur. Böylece Mardin bir Akad-Sümer koalisyo nunun bir şehri durumuna düşmüştür. Bu idare 18 yıl sürmüştür. Daha sonra ibbi-sin (M.Ö.2020-2006) ken tin Elamlıların eline geçmesine mani olamadı. Mardin bir Elam şehri oldu. Sami dilini konuşan Amuruların Kralı İşbi- Irra Ur kentinin (M.Ö.2006) düşmesi ve yağmalanmasını fırsat bilerek 200 yıldan fazla yaşayarak bir sülale kurdu.

Daha sonra Babil Kralı Hamurabi yaptığı yasalar la ün kazanmıştır. Sümer topraklarını Babillerin ida resi altına alınca bu seferde Babil devleti kurulmuş tur. Yukarı Mezopotamya'ya saldırınca Mardin'i de topraklarına katmıştır. Böylece Mardin bir Babil şeh ri olmuştur . Bu dönemde Hitit Kralı Murşili (M.Ö.15 95) yıllarda Babil'e geçerek. burayı yerle bir etti ve Namurabi sülalesine son verdi ancak Murşuli yöre yi elinde tutamadı.

Kasitler boşluktan yararlanarak 576 yıl sürecek olan Kasit sülalesini kurdular. Daha sonra (M.Ö.1157) yı- lından Elamlılar Kasitlerin egemenliğine son verdi. Ancak Elamlılarda siyasi egemenliklerini ellerinde tuta- madılar. II.İsin sülalesi kuruldu. Ancak 100 yıl kadar sonra İsin sülalesi de devrildi. (M.Ö.700)' lerde Babil iniş çıkışlarda çalkalanırken başa Nabo pasassor (M.Ö.625-605) gelerek Keldani ve yeni Babil sülalesini kurdu. (M.Ö.612)' de Babiller, Medler ile birlikte Ninovayı alarak Asur'u devirdiler. Babil'in büyük komutanı çevreye saldırdı. Baş kaldıranları sildirdi ve Mardin'i istila etti. Daha sonra bir cinayete kurban gitti. Yerine Nabonidus geçti. (M.Ö.539) Pers Kralı Keyhüsreve sataştı. Keyhüsrev bir saldırıda onu ortadan kaldırdı.
Kserkes (M.Ö.482)'de şehri tahrip ederek Babil'i ortadan kaldırdı. Mardin bu seferde el değiştiriyor ve bir Hitit şehri oluyor. Hititlerin Anadolu'ya (M.Ö.2000)' li yıllarda Avrupa ve Güney Rusyadan geldikleri tahmin edilmektedir. Kralları Hatuşi I. Küçük devletleri birleştirerek ve hatuşasi başkent yaparak Hitit Krallığını kuru yor. I.Mursil Suriye'ye saldırarak tamamını işgal etmiş dönüşte de Mardin'i işgal edip topraklarına katmıştır. (M.Ö.1460) Hitit imparatorluğu kuruldu. Yani Kral Tuthalya II Halep'i zapt etti. Mardin'e çıkarak yöreyi ele ge- çirdi. Mitaniler, Hitit yağmacılığına engel oldu. (M.Ö.1380)'de Şuppiluliama başa geçince Hattuşaşı takip e- derek Mitanileri ve Suriyelileri yenerek Kargamışa kadar uzanarak Mardin'i ele geçirdi. Hititlerin Mardin'i işgalerinde bir yıl sonra terk edip İran dolaylarından Ari Irkından gelen Midiler Mardin ve çevresini ele geçir- miştir. =M.Ö.1367) yılında Midiler arasında iç savaş çıktığında bunu fırsatı bilen Asur Kralı Asurabalid Mar- din ve çevresini topraklarına katmıştır.(M.Ö.1305)' te Adadniran Mardin' e hükmetmiş (M.Ö.1240)' da I.Şal- mansır Mardin ve havalisine hakim olmuştur. (M.Ö.1190)'da Anadolu'dan gelen bazı Ari Irkından kavimleri Mardin'i almışlardır. 60 yıl sonra I. Tıplatpalasır Sincar Nusaybin ve Mardin'den geçerek 20 bin kişilik Maşiki kuvvetinin koruduğu kemecine saldırıp onları yendikten sonra Mardin ve çevresini ele geçirmiştir.
(M.Ö.1060)' ta Hititler birleşerek Asurluları yenmişlerdir. Asurların tekrar kuvvetlenmeleri üzerine Mardin tekrar Asurluların eline geçmiştir. Asur döneminde Mardin'e (Erdobe) denilirdi. (M.Ö.800) yılına kadar Asu- rilerin elinde kalan Mardin daha sonra Urartu Krallığı eline geçmiştir. Mardin 50 yıl Urartu idaresinde kalmış tır. Asur Kralı IV. Tıplatpalısır (M.Ö.745-727) Urartu Kralı Şardur'u (M.Ö.743)'de Fırat yakınındaki Kemencide yendikten sonra Van'ı da alarak eski topraklarını kurtarmıştır.. Kemerlerin bir kolu olan Siryanile Mardin çev resinde (M.Ö.612) yılına kadar Hüküm sürmüşlerdir. (M.Ö.608) yılında ise İrandan gelen Midiler buraları da ele geçirmişlerdir. Bu arada Habur ve Balih nehirleri arasında yaşayan Aramiler istiklaline kavuşunca Aşlar zi ve Kerveriler birleşerek Haran şehrini yağmalamışlardır. Mardin, Keldo Kralı Nebublasırın idaresindeydi Nebublasır, topraklarını geri almak için oğlu Nebuhat Nasırı bir ordu ile üzerine yolladı. Oda Aşkuuzileri, Er- meği ve Aramileri yenip Haranı vergiye bağladı. Böylece Subaru toprakları Babil'e katıldı. Nebuhad Nasır'ın ölümü üzerine Nabunit memleketin idaresini oğlu Belşasar'a bıraktı. M.Ö.539'da Pers Kralı Kureg ile yaptı- ğı savaşta ölen Belşasar'dan sonra Babil perslerin eline geçti. Büyük İskender Mısır'ı aldıktan sonra Mezo potamya'ya gelerek İran'a gitmek için Mardin'den geçti ve buraları ele geçirdi. Bu tarihte Mardin Mekedonya şehri oldu. (M.Ö.335) İskenderin ölümünden sonra taht kavgaları başladı. (M.Ö.323) devlet dört parçaya bö lündü Mardin doğu bölümünde olduğu için Nikarın denilen General Slevkos'un payına düştü. (M.Ö.311). Da ha sonraki dönemlerde İran Persler egemenliklerini kazanınca bir süre Mardin'i ellerinde tuttular.
(M.Ö.237-131). Daha sora Urfa Krallığı kurulmuş ve Mardin, Urfa Krallığının topraklarına katılmıştır. M.S. 249'da Roma Hükümdarı Filipos bir isyan hazırlayıp IV.Abgarı memleketten kovmuş şehrin valiliğine Ural yaras'a tayin etmiştir. Mardin Urfa' ya bağlı olduğu için Romanın egemenleğine girdi. Bu arada tahribata uğrayan Nusaybin'de onarılmıştır. M.S.442'de Mardin'de bir veba salgını görülmüştür. Şehir yaşanmaz hale gelmiştir. Yaklaşık 100 sene sonra bu yerleşim yerine Ursiyonos adlı bir Romalı kumandan büyük bir ekip le Mardin 47 yıl içinde tekrar inşa etmiş ve halkın buraya gelmesini sağlamıştır. Mardin'de Bizanslılar M.S. 640 yılında Hz. Ömer'in kumandanlarından İlyas Bin Ganem'in işgale kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir. M.S.692'de Emevilerin M.S.824'de Mardin ve çevresi halife Memun zamanında Akasilere bağlanmış ve İsla miyet bu dönemde yayılmıştır. M.S.885-978 yıllarında Mardin Hamdanilerin eline geçmiş Hamdaniler Mar din kalesini onardılar. M.S.990'da Hamdanilerin topraklarını birer birer ellerinden alan Mervaniler Mardin'i zapt ederler. Bu arada Mardin ve çevresinde çarşılar, camiler yaparak ipek yolu üzerinde bulunan bu şehri canlandırdılar. Mervaniler devleti Nusaybin'de M.S.1089'da Selçuklulara yenilince şehir Selçukluların haki miyetine girdi. Artuklulardan İrgazi Bey Mardin'i M.S.1105'te ele geçirerek devletin başkenti yapar. İrgazinin ölümünden sonra oğulları ve yeğenleri devletin başına geçerek Diyarbekir, Harput kalesi ve civarına hakim olarak Urfa konutu, Bilecik Haçlı senyörünü ve Kudüs Kralı Bodveni yenerek Haçlılara karşı büyük bir başarı kazanır. Böylece Artuklular bölgede direnme görmeden büyük bir devlet kurarlar. Bu devlet 304 yıllık ege- menlik boyunca çok sayıda cami, medrese, kervansaray, hamam yapmışlar ve birçok cami ve manastırı o- narmışlardır. Bu eserler günümüze kadar ayakta kalabilmişlerdir. Timur Artuklular döneminde 1393'de Mar din Kalesini kuşatıp işgal etmeye yeltense de başarılı olamaz. Bu nedenle birçok insanı öldürmüştür. Timur 1395 yılının Ramazan ayında Mardin'i almak için yeni girişimlerde bulunur ve Artuklulardan Timurlar arasında şiddetli çatışmalar yaşanmasa da Timur mağlup olur. 15.y.y. kuvvetlenen Karakoyunlular bu dev leti ortadan kaldırmak için Mardin' i 2 yıl kuşatır ve halk bu kuşaltmalara daha fazla dayanamayıp Mardin'i Karakoyunlulara teslim eder. 1409 Mardin 61 yıl Karakoyunluların hükmü altına girer. Bu dönem içerisinde yerli halk olan aşiretler Karakoyunlu rejimine karşı çıkarlar ve çoğu kez devleti ele geçirirler. 1462'de Akko- yunlular, Karakoyunlular mücadele ederek, Karakoyunluları yenerler ve Mardin kalesini ele geçirerek Mar- din'i egemenlikleri altına alırlar. Mardin'e Paşa olarak gelen Kasım Bey Timur'un tahrip ettiği kale ve şehri onarır ve adına Kasımpaşa medresesini yaptırır. 16.y.y. başında Akkoyunlular egemenliğini alan Şah İsmail güçlü bir Şii devleti kurar. Şah İsmail Anadolu'ya gidip Şiiliği kabul etmeyen birçok kişiyi öldürür. Bu durum karşısında şehri korumak için Mardin hakimi zulme ve yağmalamaya karşı kan dökülmeden şehri Şah İs- mail'e teslim eder. Mardin'in Osmanlıların elene geçmesi Mısır seferini düzenleyen Yavuz Sultan Selim dö neminde gerçekleşmiştir. Amed Valisi Bıyıklı Mehmet Paşa ve Kürt Bilgini İdris'i Bitlisinin Yavuz'un em riyle 1516'da Mardin ve kalesini 9 aydan fazla kuşatmış çeşitli illerden gönderilen takviye kuvvetleri ve Doğu Ana dolu'dan gelen Kürt birlikleri kaleye defalarca saldırıda bulunmuşlar. Halkın karşı koyması iki tarafı da zor durumda bıraktı Bıyıklı Mehmet Paşa ve İdris'i Bitlis' i 7 Nisan 1517'de Mısır'da bulunan Yavuz Sultan Se- lim'e kaleye girdikleri müjdesini vermişler. Bir sancak durumuna getirilen Mardin Amed eyaletine bağlandı. 1518 Mardin Sancağı Merkez kazası ile Nusaybin ve Savur nahiyelerinden Mardin'deki halk inanç açısından renkli bir mozaik görünümündeydi. Mardin' de Yahudiler, Hırıstiyanlar, (Ermeniler, Süryaniler, Kildaniler) Müslümanlar ve güneşe tapanlar (Şemsiler) bulunuyordu. Halk o dönemde birbirinin inancına son derece saygılıydı. Bu kendisini ibadethaneleri ile de gösteriyor. Örneğin Nusaybin'deki Maryakup Manastırı ve Zey nel Abidin camisi karşı karşıyadır. Mardin bu tarihten itibaren Osmanlı devletinin önemli bir kalesi ve ticaret merkezi haline gelmiştir.

Mustafa Başbayraktar©2013