Nüfus: 47.093
KAĞIZMAN - KARS
İLÇELER

..Erivan ve Aras boylarını hakimiyetleri altına alıp burada yaşayan kavimlere URATRA denilmektedir. Kağızman Urartu' MENUA' nın Deli Baba Yazılıtaşında Khaldırıulkhi' nin Toprakkale Mahallesinin şimdiki yeridir. Kağızman ve civarında URAT' uların en parlak devirleri Uratu kralı MENUA zamanındadır. Bu devirlerden kalan kitabeler Başbulak' da, Kağızman'da, Hasankale de ele geçmiştir. Uratular'ın yazıları çivi yazısı idi . Dinleri ise bütün Türk kavimleri gibi üç tanrılı din idi. Daha sonraları Sakalar ve İskit Türkleri bunları ortadan kaldırıp uzun zaman Aras vadilerinde hüküm sürdüler.

Kağızman da yerleşmiş Türklerin Kavimlere, Boylara, Beyliklere , Sancaklara ayrılması nedeni ile çeşitli isimler almışlardır.Başa dön Selçuklular Anadolu'ya hakim olduktan sonra Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde yaşayan yabancıları temizlemeye karar verdiler. Bu tarihte Selçukluların başında Tuğrul bey vardı. Tuğrul bey bir çok beylikleri hakimiyeti altına aldıktan sonra 1063 yılında öldüğü zaman yerine tarihimizin en büyük kahramanlarından Alparslan geçti. Alpaslan ‘ ın birici seferi 1064 tarihinde Serhat Çukuru diye adlandırılan Kars, Kağızman, Tuzluca, Iğdır bölgelerine geldi. Bu bölgenin halkı Alpaslan' ı çok sevip ona gönülden bağlandılar. Bu bölgede halen bir köyümüz olan Nakşivan' a yerleştiler. Alpaslan oğlu Melikşah' ı Ani şehrindeki Rumlar üzerine gönderdi.

İkinci seferi Erzurum üzerine yürümesi oldu. Alpaslan' ın üçüncü seferi cihan tarihinin dönüm noktası olan 1071 Malazgirt Zaferidir. Bu savaşta koca Bizans ordusunu yenerek imparatoru esir aldı. Böylece Kağızman, Kars ve bu bölgeler Alpaslan tarafından fethedilmiş Türklerin eline geçmiş oldu. 1374' te Karakoyunlular, 1386' da Timur,1405' te tekrar Karakoyunlular,1486' da Akkoyunlular egemenliği altına girer. 1534 Tarihinde Yavuz Selim ‘ in Çaldıran Zaferi ile Doğu Anadolu ve Aras boyları yani Kağızman ve bölgesi Osmanlı İmparatorluğu' na katılmış oldu.

Kuzeyinde Kars merkez ve Selim, doğusunda Tuzluca, Digor, batısında Sarıkamış, güneyinde ise Ağrı merkez ile komşudur. Kars il merkezine 76 km uzaklıkta, Aras vadisindeki bir birikinti kesiti üzerinde yerleşmiş durumdadır. İlçe coğrafi bakımdan henüz tektonik oluşumunu tamamlamamıştır. Faylar ve kırıklar üzerinde yerleşilmiştir.

ESERLER

Yazılıkaya
Camuşlu Köyü civarında, Aladağın doğu yamaçlarında bulunan Yazılıkaya Üst-Paleolitik çağlardan kalmadır. Bu civarda Tombul Tepe ve Kurbanağa Mağarasında bulunan taş araçları, ocak yerleri ve şölen tipi el baltaları M.Ö 10000 yıllarına tekabül eden Alt-Paleolitik dönemden kalmadır.
Yazılıkaya, bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde biri büyük diğeri küçük iki panodan oluşmaktadır. Büyük pano yerden 4 m yükseklikte yaklaşık 14 m uzunluğunda ve 2-3 m genişliğindedir. Küçük panp ise aynı duvarın doğu uzantısı üstündedir.
Yazılıkaya panolarında hayvan ve insan figürleri vardır. Figürlerin çoğu dağ keçileri, geyikler ve eşeklerden oluşmaktadır. İkinci panodaki figürlerin üzerinde kalem benzeri araçlarla oynandığı saptanmıştır. Daha geç dönem insanlarınca yapıldığı sanılan çizgi izleri kullanılan araçlar ve dönemin yaşantısı konusunda dolaylı bilgi sağlamaktadır. Bu çizgiler küçük obsidyen kalemlerle yapılmış olmalıdırlar. Nitekim panodaki bazı geyik figürlerinin ve elinde dal tuttuğu sanılan bir insan figürünün üstünde obsidyenle yapılmış gelişi güzel çizgiler vardır.
Yazılıkaya yakınında da bulunan Kurbanağa mağarası 11.5 m derinlikte, 55 m iç genişliği ve 12.5 m ağız genişliğine sahiptir. Bu mağaraya yakın açılan çukurda Tunç çağına ait çanak, çömlek ve duvar resimleri bulunmuştur. Resimlerde kement, file gibi avlanma araçları görülmektedir.
Tunçkaya (Keçivan) Kalesi
Kağızman'ın 40 km kuzey-batısında Tunçkaya köyündedir. Dört tarafı surlarla çevrili kalenin iki kapısı vardır. Kale içinde bir kiliseye 200 m yanında bir cami bulunmaktadır. Cami yıkılma durumunda olup, yalnızca birkaç duvarı ayakta kalmıştır. Kalenin Selçuklulardan evvel yapıldığı bilinmektedir. Osmanlılar zamanında sık sık tamir görmüştür.
Köroğlu Kalesi
Kötek köyünün birkaç kilometre batısında, Kars yolu üzerinde bulunmaktadır. Ne zaman ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemekle beraber halk arasında Köroğlu Kalesi olarak bilinmektedir. Yoldan 150 m yükseklikte bir tepenin üzerine yapılmıştır.
Çengilli Kilisesi
Çengilli köyünde her yerden görülebilecek şekilde hakim bir tepeye kurulmuş olan kilise 11. Asırda Bağlantılar tarafından yapılmıştır. Çok güzel çadır üsluplu, kümbetli, kalın taş duvarları büyük ölçüde ayaktadır.
Diğer Eserler
Çok çeşitli uygarlıkların yaşadığı ilçemizde birçok eserler bırakılmıştır. Kısaca değinilecek olursa;
Buğa tepelerin yanında Akçakale,
Kuloğlu köyündeki Kaput Kalesi ve kilise kalıntılarıyla şehir kalıntıları,
Çallı köyündeki kale kalıntıları,
Görecek köyündeki Kız Kalesi,
İlçe merkezinde Osmanlı döneminde yapılarak Ağrı depreminde yıkılan kale kalıntıları,
Çarşı merkezinde Hacı Kağızman Türbesi,
Çarşı merkezinde 1959 yılında kiliseden çevrilmiş olan Yeni Cami,
Yankıpınar köyündeki kilise ve şehir kalıntıları,
Keşişkıran köyündeki kalıntılar,
Akören köyündeki ve Çukurayva köyündeki Ağkeran/Akkeran mağaraları,
Çallı köyünde bulunan koç heykelleri,
Akçay ve Karacaören arasındaki Beyaz Taş denilen ve tepesinden 102 merdivenle inilen kale,
Kağızman merkezinde yeraltında açılmış olan tüneller olmak üzere sıralanabilir.

<EFSANE

 Kağızman' ın bilinen ilk adı Arşarunik' tir. Uzun müddet Arşarunik olarak devam eder.
Eski devirlerde kasabada çok nar yetiştiği için narlar toplanıp kaleler gibi yığıldığından etraftaki il ve kazalar burayı nar yığını, nar kalesi diye adlandırmışlar. Aradan yüzyıllar geçtikten sonra İlçenin adı Narinkale olmuştur. İlçede nar yetiştiğini “Kağızman'a ısmarladım nar gele” türküsünden daha iyi anlamaktayız. Türkünün şöyle bir öyküsü vardır :
Kağızman' ın civar köylerinden birinde birbirlerini delice seven iki çiftten hanım hastalanır. Ateşler içerisinde yanan hasta sevgilisinden ekşili bir nar ister. O zamanların nakil vasıtası güçlüğünden dolayı Kağızman' dan nar yetişemeden sevgili ölüp gider. Bu genç sevgilinin ölümü etrafta büyük üzüntü uyandırınca şairlerden biri bir şiir yazar
Narinkale ismi de daha sonra Kağızman ismini almıştır. Öyküsü şöyledir: Narinkale' de oturan bir kişinin Kağızman isminde bir hizmetçisi varmış. Günün birinde evin sahibi hacca gitmeye hazırlanıyor. Evini, hanımı, çocuklarını Kağızman' a emanet edip gidiyor. Bir gün evin hanımı helva pişiriyor, hizmetçi Kağızman' a “Efendim bu helvayı çok severdi. O da olsaydı da yeseydi.” Diye konuşurken Kağızman hemen ortaya çıkıp “Abla sen helvayı bir sefer tasına koy, ben efendiye götürüp veririm.” Evin hanımı bu işe inanmaz ama Kağızman' ı da kırmak istemez. Hemen bir sefer tasının iki gözünü helva doldurur ve Kağızman' ın eline verir.

Kağızman o günün yol ve vesait durumunu düşünmeden akşam üstü kapıdan dışarı çıkar. Rivayete göre o gece Mekke ‘ye gidip efendisini bulur helvayı sıcak, sıcak yedirir. Sefer tasının bir gözünü efendisine bırakarak tekrar eve döner. Evde olayı hanıma anlatır hanım buna pek inanmaz ama Kağızman' ı da kırmak istemediği için usulen “ sağ ol” der.
Günler, aylar, yıllar geçer Narinkale'le evin efendisi hacdan döner. Komşu ve akrabaları onu görmeye gittiklerinde Kağızman'ın bir gece içinde kendisine helva getirip tekrar geri döndüğünü anlatır. Kağızman' ı çağırarak bütün halkın huzurun da Kağızman' ın kerametli bir kişi olduğunu ortaya koyar.” Esas hürmet edilecek biri varsa oda Kağızman' dır.” der ve ilk önce kendisi Kağızman'ın elini öper. Rivayete göre keramet sahibi kişilerin kerameti anlaşıldığı andan itibaren yaşamazlarmış. İşte Kağızman da öyle oluyor ve orada vefat ediyor.

Daha sonra Narinkale' nin adı Kağızman olarak değiştirilmiştir.

Mustafa Başbayraktar©2013